KÖŞE YAZISI
AHMET ÖZTÜRKDemokrasi, adalet ve parti içi çok seslilik, kuşkusuz her siyasi yapının can damarıdır. Ancak "özgürlük" ve "eleştiri" maskesi arkasına sığınarak sandıktan çıkan iradeyi baltalamak demokrasi değil, düpedüz siyasi fırsatçılıktır. Bugün ekranlarda ve köşelerde "baskı var" diye feryat edenlerin çelişkilerle dolu geçmişini ve bugünkü iki yüzlülüğünü ibretle izliyoruz.
Sormak gerekir:
- Dünün "Mutlak Butlan" Sessizliği: Geçmişte, hukuken geçersiz ve "mutlak butlan" sayılabilecek yöntemlerle partinin tepesinde koltuklar korunurken, kendisini eleştiren seçilmiş belediye başkanları ve yöneticiler tek kalemde görevden alınırken bugünün demokrasi havarileri neredeydi? O gün gıkı çıkmayanlar, bugün neyin duyarını kasıyor?
- Seçilmişe Vurun Abalıya: Sandıktan halkın helal oyuyla, tertemiz bir seçimle çıkmış mevcut liderliği ve yönetim kadrosunu acımasızca yıpratmak hangi hakka, hangi hukuka sığar? Kendi hırsları için partiyi içeriden hançerleyenlere tek kelime edemeyen malum kalemsörler ve televizyon yorumcuları, iş sandıktan başarıyla çıkmış isimleri karalamaya gelince adeta yarışa giriyorlar.
- "Partide Kalın" Ama Baltalayın Sempatisi: Hem "partiden ayrılmıyoruz, mücadelemiz içeride" deyip hem de seçilmiş yönetimlere karşı en ağır, en yıkıcı ve en acımasız kampanyaları yürütmek hangi siyasi ahlakla bağdaşır? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
Kendi içinde birliği koruyamayan, sandıktan çıkana rıza gösteremeyen bir yapının topluma güven vermesi imkansızdır. Eleştiri hakkı, meşru ve seçilmiş yönetimi içeriden çökertme ehliyeti değildir. Şimdi şahsi hırsları, dünün bagajlarını ve sipariş üzerine yazan kalemsörleri bir kenara bırakıp; halkın sandıkta teslim ettiği iradeye saygı duyma zamanıdır!

Yorumlar