KÖŞE YAZISI
AHMET ÖZTÜRK
Bazı insanlar vardır; yalnızca yazdıklarıyla değil, duruşlarıyla da iz bırakırlar. Şükran Soner, işte böyle bir isimdi.
Basınımızın unutulmaz kalemlerinden, emeğin ve emekçinin sesi, Zonguldak maden emekçilerinin Şükran ablasıydı.
Kendisini önce yazılarından tanıyordum. Yollarımız ise Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Şemsi Denizer’in makamında kesişti. İlk karşılaşmamızda dikkatimi çeken, gazeteciliğindeki ustalığından önce mütevazılığı ve zarafetiydi. Sade, samimi ve bir o kadar da kibar bir insandı.
Sonra Büyük Madenci Grevi geldi…
Şükran Soner, yalnızca uzaktan izleyen ve yazan bir gazeteci olmadı. Maden işçisinin haklı mücadelesinin yanında durdu. Günlerce Zonguldak sokaklarında işçilerle ve halkla birlikte yürüdü. 4-8 Ocak 1991 Zonguldak-Ankara yürüyüşünde de bizlerleydi.
O, madencinin sesini sadece gazete sütunlarına taşımadı; o sesin yanına kendi yüreğini de koydu.
Bazen bir gazetecinin en önemli görevi, yalnızca olup biteni yazmak değildir. Haksızlığa uğrayanın yanında durmak, emeğin sesini duyurmak ve insanlara mücadelelerinde yalnız olmadıklarını hissettirmektir. Şükran Soner bunu yaptı.
Aradan yıllar geçse de Zonguldak, madenci ve emek mücadelesi onu unutmayacak.
Çünkü bazı kalemler kâğıt üzerinde kalmaz. İnsanların hafızasına, yüreğine ve tarihe yazılır.
Şükran Soner de böyle bir kalemdi.
Şükran ablayı unutmayacağız.
Emeğin ve emekçinin usta kalemine Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve basın camiamıza başsağlığı ve sabır diliyorum.
Işıklar içinde uyu Şükran Abla


Yorumlar