ÖZTÜRK HABER

BAHRİYE ÜÇOK’U ANMAK: AYDINLIĞIN BEDELİNDEN YARINLARIN İNŞASINA





Derleyen KEMAL BULUT 

6 Ekim 1990... Türk aydınlanma tarihine kazınan o karanlık günde, akademisyen, siyasetçi ve Atatürk Düşünce Derneği’nin kurucularından Doç. Dr. Bahriye Üçok’u, evine gönderilen hain bir bomba paketleriyle kaybettik. 

İlahiyat fakültesindeki ilk kadın akademisyenlerden biri olarak laikliği, kadın haklarını ve aklın hürriyetini korkusuzca savunan Üçok, Cumhuriyet değerlerine yönelen karanlık odakların hedefi oldu.

Bugün Bahriye Üçok’u anmak, yalnızca bir yas tutma eylemi değildir; onun hayatını adadığı "Aydınlık Türkiye" idealini yeniden hatırlamak, sorgulamak ve o meşaleyi daha ileriye taşımak demektir. Peki, Üçok ve yol arkadaşlarının canları pahasına savunduğu o "Aydınlık Türkiye" nasıl olmalıdır?

1. Aklın ve Bilimin Rehberliğinde Bir Toplum Aydınlık bir Türkiye’nin temeli, dogmalardan ve hurafelerden arındırılmış bilimsel düşüncedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözü, sadece bir slogan değil, devletin ve toplumun pusulası olmalıdır. Eğitimin niteliksel olarak yükseltildiği, eleştirel düşünmenin teşvik edildiği ve bilimin siyasal baskılardan muaf tutulduğu bir iklim, aydınlığa giden ilk şarttır.

2. Laikliğin ve Hukukun Üstünlüğünün Teminatı Bahriye Üçok’un en çetin mücadelesini verdiği alan laiklikti. Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılmasından ibaret değildir; farklı inanç ve düşüncedeki tüm yurttaşların eşit, özgür ve güvencede yaşamasının tek harcıdır. Yargının tam bağımsız olduğu, hukukun kişilere veya zümrelere göre esnemediği bir Türkiye, adaletin adeta bir nefes gibi hissedildiği yerdir.

3. Kadının Toplumsal ve Siyasal Yaşamda Güçlenmesi Bir ilahiyatçı ve kadın milletvekili olarak Bahriye Üçok, kadınların cehalete ve baskıya mahkûm edilmesine karşı durmuştur. Aydınlık bir Türkiye; kadının yaşam hakkının tereddütsüz korunduğu, eğitimde, iş hayatında, siyasette ve akademide eşit temsil edildiği bir ülkedir. Kadının geride kaldığı hiçbir toplum aydınlanamaz.

4. Düşünce ve İfade Özgürlüğünün Egemenliği Farklı fikirlerin hainlik veya tehdit olarak görülmediği, aksine toplumsal zenginlik sayıldığı bir ortam şarttır. Gazetecilerin, akademisyenlerin ve gençlerin düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, korkunun yerini güvenin aldığı bir iklim, aydınlık yarınların özünü oluşturur.

Sonuç Olarak

Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve daha niceleri... Onlar, Cumhuriyet’in aydınlık yüzünü karartmak isteyenlerin kurduğu pusularda can verdiler. Ancak unuttukları bir şey vardı: Fikirler bombalarla yok edilemez.

Bahriye Üçok’u anmanın en yüce yolu, bıraktığı boşluğu ağıtlarla değil; akılla, bilimle, üretimle ve yılmaz bir Cumhuriyet iradesiyle doldurmaktır. Aydınlık Türkiye, geçmişin mirasına sahip çıkıp geleceği çağdaş değerlerle inşa eden kararlı nesillerin omuzlarında yükselecektir.

Ruhun şad olsun Bahriye Üçok; yaktığınız aydınlanma meşalesi asla sönmeyecek.



« ANA SAYFAYA DÖN
DİKKAT: İsminizin görünmesi için aşağıdaki "Ad/URL" seçeneğini tıklayıp isminizi yazın.

Yorumlar