KÖŞE YAZISI
Toprağı işleyen çiftçi kazanamıyor, ürünü alan tüketici pahalıya alıyorsa ortada yalnızca bir tarım sorunu değil, çözülmesi gereken bir üretim ve paylaşım sorunu vardır.
Sabahın ilk ışıklarıyla tarlasına giden bir çiftçiyi düşünelim.
Toprağı sürüyor, tohumunu ekiyor, gübre ve ilaç masraflarını karşılıyor. Yağmuru bekliyor, kuraklıktan endişe ediyor, donla ve hastalıklarla mücadele ediyor. Aylarca emek veriyor. Sonunda ürününü hasat ediyor.
Peki, bütün bu emeğin sonunda ne oluyor?
Çiftçi ürününü istediği fiyata satamıyor. Üretim maliyetlerini karşılayamadığında borçlarını yeniden yapılandırmanın yollarını arıyor. Gelecek yıl yeniden ekim yapabilmek için hesap kitap yapıyor.
Öte yandan tüketici pazara veya markete gittiğinde aynı ürünün fiyatını yüksek buluyor.
İşte asıl soru burada ortaya çıkıyor:
Üreten çiftçi kazanamıyor, tüketici uygun fiyata ürün alamıyorsa aradaki kazanç nerede oluşuyor?**
TOPRAKTA EMEK, SOFRADA PAHALILIK
Tarım, yalnızca çiftçinin geçim kaynağı değildir. Gıda güvenliğinin, kırsal yaşamın ve ülke ekonomisinin temel alanlarından biridir.
Çiftçinin üretim yapabilmesi, tüketicinin gıdaya erişebilmesi açısından hayati önem taşır.
Ancak üretim maliyetleri yükseldiğinde çiftçinin işi zorlaşır. Mazot, gübre, tohum, sulama, enerji, işçilik ve tarımsal ilaç giderleri üretimin toplam maliyetini belirler. Üstelik çiftçi, hava koşullarından ve piyasa dalgalanmalarından kaynaklanan riskleri de üstlenir.
Hasat zamanı geldiğinde ürünün fiyatı maliyetleri karşılamıyorsa bütün bu risklerin bedelini çoğu zaman üretici öder.
Tüketici ise ürünün tarladan sofraya ulaşıncaya kadar geçirdiği aşamaların sonunda yüksek fiyatlarla karşılaşabilir.
Burada yalnızca fiyatlara bakmak yeterli değildir. Ürünün hangi maliyetlerle üretildiğini, nasıl depolandığını, ne kadarının zayi olduğunu, hangi kanallardan satıldığını ve fiyatın her aşamada nasıl oluştuğunu da incelemek gerekir.
Çünkü tarladaki fiyatla tüketicinin ödediği fiyat arasındaki farkı anlamadan kalıcı çözüm üretilemez.
ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN VAZGEÇERSE NE OLUR?
Bir çiftçinin üretimden vazgeçmesi, yalnızca kendi gelirinin azalması anlamına gelmez.
Üretim alanları daralabilir, kırsalda istihdam azalabilir ve tarımla geçinen aileler başka işlere veya şehirlere yönelmek zorunda kalabilir.
Üretimin azalması ya da belirli ürünlerde yetersiz kalması, ülkenin dış pazarlara bağımlılığını artırabilecek riskler de doğurabilir.
Elbette her ürünü her bölgede yetiştirmek mümkün değildir. İklim, su kaynakları, toprak yapısı ve ekonomik koşullar üretim kararlarında belirleyicidir.
Ancak tarımsal üretimin geleceği plansızlığa bırakılamaz.
Çiftçi hangi ürünü, ne kadar üreteceğini; su kaynaklarının durumunu, pazarın ihtiyaçlarını ve üretim maliyetlerini dikkate alarak planlayabilmelidir.
Üretici, hasat zamanı ürününü satıp satamayacağını bilemiyorsa uzun vadeli yatırım yapması da zorlaşır.
Tarımda sürdürülebilirlik, yalnızca bu yıl ürün almak değil, gelecek yıllarda da üretimin devam etmesini sağlamaktır.
ÜRETİCİ İLE TÜKETİCİ NEDEN KARŞI KARŞIYA GELİYOR?
Çiftçi ürününe daha yüksek fiyat istemek zorunda kalırken tüketici daha ucuz gıda arıyor.
Bir tarafta emeğinin karşılığını almak isteyen üretici, diğer tarafta mutfak masrafını düşürmeye çalışan vatandaş var.
Oysa bu iki kesim birbirinin rakibi değildir. Her ikisi de adil ve işleyen bir gıda sistemine ihtiyaç duyar.
Üreticinin zararına satış yapması uzun vadede üretimi sürdürülemez hâle getirir. Tüketicinin karşılayamayacağı fiyatlar ise gıdaya erişimi zorlaştırır.
Bu nedenle çözüm, çiftçinin daha ucuza üretmeye zorlanması veya tüketicinin yüksek fiyatları kabullenmesi değildir.
Asıl yapılması gereken, üretim maliyetlerini düşürmek, verimliliği artırmak, gereksiz kayıpları azaltmak ve tarladan sofraya uzanan zinciri daha şeffaf hâle getirmektir.
Üreticinin hak ettiği geliri elde edebildiği, tüketicinin de makul fiyatlarla kaliteli gıdaya ulaşabildiği bir sistem kurulmalıdır.
MANİSA ÜZÜMÜ BİZE NE ANLATIYOR?
Manisa'nın Sultaniye üzümü, bu sorunu değerlendirmek için önemli bir örnektir.
Üzüm üreticisi yıl boyunca bağında çalışıyor. Budama, sulama, gübreleme, hastalıklarla mücadele, hasat ve işçilik gibi birçok aşamada masraf yapıyor. Ürünün kalitesi kadar hasat zamanı, depolama koşulları, pazarlama imkânları ve ihracat talepleri de gelirini etkiliyor.
Üretici, ürününü değerinde satamadığında yalnızca o yılın kazancını kaybetmiyor; gelecek sezonun yatırım gücü de zayıflayabiliyor.
Diğer taraftan tüketici, üzümün tarladan çıktıktan sonra hangi işlemlerden geçtiğini ve fiyatın nasıl oluştuğunu her zaman göremiyor.
Bu nedenle Manisa üzümünü yalnızca üretim miktarı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Üretimden pazarlamaya kadar bütün sürecin birlikte ele alınması gerekir.
Bilimsel üretim teknikleri, doğru sulama, toprak analizi, hastalıklarla mücadelede bilinçli uygulamalar, kalite standardı, etkin depolama ve güçlü pazarlama yöntemleri üreticinin rekabet gücünü artırabilir.
Ancak teknoloji tek başına yeterli değildir. Üreticinin finansmana erişimi, kooperatiflerin etkinliği, alıcılarla kurduğu ilişkiler ve pazar bilgisi de önemlidir.
**Manisa'nın üzümünü değerli kılmak, yalnızca daha çok üzüm üretmek değil; kaliteli ürünü doğru pazarda, doğru zamanda ve üreticiye adil gelir sağlayacak biçimde değerlendirmektir.**
PEKİ, NE YAPMALIYIZ?
Tarımda yaşanan sorunları yalnızca fiyat artışlarıyla veya geçici desteklerle çözmek mümkün değildir. Uzun vadeli, bilimsel ve uygulanabilir bir tarım politikası gereklidir.
1. Üretim planlaması yapılmalı.**
Bölgenin iklimi, su kaynakları, toprak özellikleri ve pazar ihtiyacı dikkate alınarak hangi ürünün nerede ve ne miktarda yetiştirileceği konusunda üreticiye yol gösterilmelidir.
2. Üretim maliyetleri düşürülmeli.**
Çiftçinin uygun koşullarda finansmana erişmesi, sulama altyapısının geliştirilmesi, enerji ve girdi kullanımında verimliliğin artırılması desteklenmelidir.
3. Kooperatifçilik güçlendirilmeli.**
Üreticilerin ürünlerini birlikte pazarlaması, ortak depolama ve işleme tesislerinden yararlanması, alıcılar karşısında pazarlık gücünü artırabilir. Bunun için şeffaf yönetim ve güvenilir denetim şarttır.
4. Tarladan sofraya fiyat zinciri izlenmeli.**
Üreticinin eline geçen fiyat ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki farkın hangi maliyetlerden ve ticari aşamalardan kaynaklandığı anlaşılır biçimde ortaya konmalıdır. Gereksiz aracılık maliyetleri ve önlenebilir kayıplar azaltılmalıdır.
5. Tarımsal araştırma ve teknolojiye yatırım yapılmalı.
Toprak analizi, verimli sulama, iklime dayanıklı üretim yöntemleri, doğru hasat zamanı ve ürün kalitesini koruyan depolama sistemleri yaygınlaştırılmalıdır.
6. Üretici gelirini koruyacak mekanizmalar geliştirilmeli.
Üretim maliyetleri, piyasa koşulları ve ürünün niteliği dikkate alınarak üreticinin sürdürülebilir gelir elde etmesini sağlayacak politikalar oluşturulmalıdır. Tarım sigortası ve risk yönetimi uygulamalarına erişim de güçlendirilmelidir.
Bütün bu adımların amacı yalnızca çiftçinin bugününü kurtarmak değil, yarın da üretim yapabilmesini sağlamaktır.
SON SÖZ: ÇİFTÇİYİ KORUMAK, SOFRAYI KORUMAKTIR
Bir ülkenin gıda güvencesi, toprağını işleyen ve üretimini sürdüren insanlarla doğrudan ilişkilidir.
Çiftçiyi yalnızca hasat zamanı hatırlamak, ürün fiyatları yükseldiğinde onu suçlamak veya fiyatlar düştüğünde kendi hâline bırakmak çözüm değildir.
Çiftçinin emeğini korumakla tüketicinin alım gücünü korumak birbirine zıt hedefler değildir. Doğru planlama, şeffaf pazarlama, verimli üretim ve adil paylaşım sayesinde bu iki hedef birlikte gözetilebilir.
Bugün toprağını terk etmek zorunda kalan her üreticinin hikâyesi, yarının gıda güvenliği açısından da düşünülmelidir.
Çünkü çiftçinin üretimden kopması yalnızca tarımın değil, toplumun tamamının sorunudur.
Unutmayalım: Tarlada başlayan emek, sofrada hayat bulur. O emeğin karşılığını alamadığı bir düzende ne üretici huzur bulur ne de tüketici rahat eder.
Çiftçinin kazanamadığı, tüketicinin alamadığı bir sistemde sorun yalnızca fiyatlarda değil, sistemin işleyişindedi.
Üreticiyi yaşatmak, toprağı korumak ve gıdaya erişimi güvence altına almak ortak sorumluluğumuzdur
***********""****""
7.BOLUMDE BÖLÜMDE: ZENGİNLİK ARTARKEN YOKSULLUK NEDEN BÜYÜYOR?
Bir ülkede üretim ve zenginlik artarken insanlar neden geçim sıkıntısı çekiyor? Gelir dağılımındaki adaletsizlik, büyüyen yoksulluk ve emeğin karşılığını alamayan milyonların sorunlarını yazı dizimizin yedinci bölümünde ele alacağız.

Yorumlar